Bodrum Gümüşlük Transfer

Gümüşlük Transfer Ayaklarımda sabolarım, dizlerime bile ulaşmayan bir denizde yürüyorum. Karşımda küçük bir ada, erken yirmili yaşlarımdan birinde olmalıyım. Gümüşlük bir hayal. Gittim mi Gümüşlük'e ben? Taşların üzerinde, suların içinde yürüdüğümü hatırlıyorum. 

Hatta şöyle bir fotoğrafı da: Başımda Bodrum'dan alınmış bir boyacı şapkası, üzerimde kırmızı bir etek, eteği baldırlarıma kadar çekmişim; oysa, su sadece ayak bileklerimde; zamansız çevikliğime, nedensiz kaygılarıma gülüyorum. 

Peki ya eteğin üzerinde ne var, bakın işte onu hatırlayamıyorum. Böyle bir fotoğrafın tanıklığı olduğu müddetçe Gümüşlük hayali bir gerçek ya da buna gebe. Yola çıktığım yerlerden çok, varacağım yerlerin heyecanına kapılmışlığıma bakılırsa, şu karşı ada ve onun silueti mesela, bu hakikaten benim. 

Yıllar sonra o halde üstüne üstüne yürüdüğüm adanın Tavşan Adası olduğunu öğreniyorum, rengarenk bir turizm broşüründen. Geride kalmış ilk gençliğim gibi o da uzak ve yabancı geliyor bana.